Kedi ve Köpeklerde Ürolitiyazis (İdrar Yolları Taşları)
Alt üriner sistem hastalıkları veteriner kliniklerine getirilen kedilerin % 7’sinde, köpeklerin ise % 3’ünde gözlenen yaygın bir hastalıktır. Ürolitiyazis, alt üriner sistem hastalıklarının özel bir tipidir. Kedi ve köpeklerde alt üriner sistem ve idrar kesesinde mikroskopla görülebilecek kadar küçük üriner kristaller ya da kum tanesi büyüklüğünde gözle görülebilen taş oluşumu ile karakterize bir olgudur. Köpeklerde enfeksiyona bağlı şekillenen idrar taşları vakaları kedilere göre daha fazladır. Kedi ve köpeklerde ırk duyarlılığı mevcuttur. Siyam gibi kısa tüylü kedi ırklarında idrar taşlarının görülme riski daha az iken, Himalaya ve İran kedilerinde risk daha yüksektir. Köpeklerde ise Minyatür Schnauzer, Dalmaçyalılar, İngiliz Buldoglar ve bazı Terrier ırklarında idrar taşları oluşumuna daha sık rastlanmaktadır.
Başlangıçtaki klinik belirti; evcil hayvanınızın uygun olmayan yerlere, sık sık ve az miktarda idrar yapması şeklindedir. Maalesef bu durum, bazen evcil hayvanınız ile aranızdaki iletişimi olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Bu durumu her zaman basit bir kaza olarak değerlendirmek yerine, eğer sık tekrarlanıyorsa, üriner sisteme ilişkin bir rahatsızlık sonucu olabileceğini düşünmek doğru bir yaklaşım olacaktır. Diğer klinik belirtiler ise evcil hayvanınızın idrarında kan görülmesi, güçlü bir amonyak kokusu hissedilmesi, idrarını yaparken ağrı belirtisi göstermesi, kabızlıkla karıştırılabilecek şekilde uzun süreli çömelerek idrarını yapması ve genital bölgesini sık sık yalaması şeklindedir.
Kedi ve köpeklerde genellikle sütrivit (magnezyum amonyum fosfat) ve kalsiyum oksalat taşlarına rastlanır. Daha az sıklıkla; amonyum ürat, ksantin, sistin, kalsiyum fosfat ve silika taşları gözlenir. Ürolitiyazis yetişkin kedilerin bir hastalığıdır ve nadiren 1 yaşın altında, genellikle 2-6 yaş arasındaki kedilerde gözlenir. Köpeklerde hastalık ortalama 6-7 yaş civarında görüür. Her iki türde de hastalığın görüldüğü yaş, idrar taşlarının tipi ile ilişkilidir. Sütrivit, ürat ve sistin kristalleri daha genç hayvanlarda gözlenirken, oksalat ve silika taşları yaşlı hayvanlarda görülmektedir. İdrar taşlarının tiplerinde cinsiyet yatkınlığı da söz konusudur. Dişi kedilerde sütrivit kristallerinin görülme sıklığı, erkek kedilere göre daha yüksek iken, erkek kedilerde gözlenen ürolit vakalarının % 70’inden fazlası kalsiyum okzalat kristalleri şeklindedir. Kedi ve köpeklerde idrar taşı tipinin belirlenmesi, ana nedenin ortadan kaldırılması ve doğru bir beslenme yönetiminin uygulanması açısından önemlidir. Problemin ciddiyetine göre; taşların operasyonla uzaklaştırılması, ilaç tedavisi veya beslenmeyi düzenleyerek taşların çözdürülmesi ve tekrar oluşumunun engellenmesi yoluna gidilir.
Kedi ve Köpeklerde Sütrivit Taşları
ütrivit kristallerinin oluşumunda evcil hayvanınıza verdiğiniz mamanın; magnezyum seviyesi, idrarı asitleştirme gücü, enerji yoğunluğu, sindirilebilirliği ve su içeriği etkili olmaktadır. Beslenme zamanı ise ayrıca önem taşımaktadır.
Sütrivit kristallerinin oluşumu için öncelikle magnezyum, amonyum ve fosfat kristallerinin üriner sistemde yeterli konsantrasyonlarda ve belirli bir süreden beri bulunuyor olması gereklidir. Kedilerin idrarındaki amonyum seviyesi, mamanın içerdiği yüksek proteine bağlı olarak yüksek seviyededir. İdrar fosfat seviyesi ise mamadaki düzeye bağlı olmaksızın sütrivit oluşumu için yeterlidir. Fakat idrardaki magnezyum seviyesi oldukça düşük olup, mamadaki magnezyum düzeyinden doğrudan etkilenmektedir. Ayrıca, idrarın asitlik düzeyi (pH) sütrivit kristallerinin şekillenmesi için belirleyici bir rol oynamaktadır. Sütrivit kristalleri alkali idrarın varlığında (idrar pH’sı 7.0 ve üzeri) oluşum göstermektedir. Köpeklerde ise üriner sistem enfeksiyonları ile sütrivit kristallerinin oluşumu arasındaki bağlantı nettir. Kedi ve köpeklerde idrar miktarının az olması ve yoğun bir idrarın varlığı diğer oluşum sebepleri arasındadır.
Sütrivit Taşlarının Tedavisi
Tedavide; idrar volümünü artıracak ve asidik bir idrar oluşturarak taşların çözülmesini sağlayacak magnezyum düzeyi düşük klinik mamalar kullanılmalıdır. Bu mamalardaki tuz düzeyi, evcil hayvanınızın su içme ve idrar yapma sıklığı ile idrar hacmini artıracak şekilde ayarlanmıştır. Bu süreçte yalnızca tedavi amaçlı olarak kullanılan mama verilmeli, herhangi bir ek gıda verilmemelidir. Tedavi amaçlı mamanın verilmesinden 4-8 saat sonra, veteriner hekiminiz evcil hayvanınızın idrar pH’sını ölçerek, idrarda yeteri düzeyde asitleşme meydana gelip gelmediğini kontrol edebilir. Sütrivit oluşumunun engellenmesi amacıyla idrar pH’sının 6.0-6.5 arasında olması idealdir. İdrarın gereğinden fazla asitleşmesi ise hayvanların sağlığı açısından olumsuz etki yaratır ve idrarla kalsiyum mineralinin atılımını artırarak kalsiyum okzalat kristallerinin oluşumuna yol açar. Veteriner hekiminiz klinik mamanın evcil hayvanınıza verilmesini takiben 2-4 hafta aralıklarla bir rötgen yardımıyla taşların durumunu gözleyerek, tedavi sürecinin ne zaman sonlandrılacağına karar verir.
Sütrivit Taşlarının Oluşumunun Önlenmesi
Tedavi amacıyla verilen mamanın başarı sağlamasının ardından, evcil hayvanınızda sütrivit oluşumunun tekrarlamaması için özel olarak hazırlanmış mamalar kullanılmalıdır. Ayrıca bu mamalar, idrar taşı oluşumuna yatkın kedi ve köpek ırklarının beslenmesinde kullanılırsa, idrar taşı olgularını daha baştan önlemek mümkün olacaktır. Sütrivit taşı oluşumunu önlemek amacıyla formüle edilen mamaların; yüksek sindirilebilirliğe, idrarı asitleştirme kapasitesine, uygun enerji ve düşük magnezyum içeriğine sahip olması gerekir. Evcil hayvanınızı bu mamalarla beslemeniz durumunda, idrarındaki magnezyum miktarı düşecek ve sütrivit oluşumu için gerekli olan magnezyum düzeyi sağlanamamış olacaktır. Evcil hayvanınızı sadece bu özellikteki mama ile beslemeniz ve mamaya ilaveten ektra gıda vermekten kaçınmanız dikkat edilmesi gereken noktalardan birisidir. Ayrıca, mama kabının yanında içerisinde daima taze ve temiz içme suyu olan bir su kabı bulundurmanız, yeterli su tüketimi ve idrar hacmini artırmak için önemlidir.
Sindirilebilirliği ve enerji yoğunluğu uygun kaliteli kuru ve konserve mamalar ile besleme sonucunda; evcil hayvanınızın dışkısındaki su miktarı ve dışkı hacmi azalacak, idrar miktarı ise artacaktır. Bunun sonucunda idrarda mineral maddelerin yoğunluğu daha düşük olacağından, sütrivit taşlarının oluşma riski azalacaktır. Sindirilebilirliği düşük kalitesiz mamalar ile beslemede ise suyun büyük bir kısmı dışkı ile atılacağından, idrar volümü azalacak ve idrar taşı oluşma riski artacaktır.
Evcil hayvanlarda mama tüketiminden sonra mide asidini kontrol altında tutmak için alkali salgısı gerçekleşir. Kediler genellikle gün boyunca sık sık fakat az miktarda mama tüketirler. Konuya ilşikin bilimsel çalışmalarda; serbest mama tüketen kedilerde alkali salgılanmasındaki dalgalanmaların daha düşük olduğu saptanmıştır. Ayrıca, serbest mama tüketiminin idrar yapma sıklığını ve idrar hacmini artırdığı ve böylece idrar taşı oluşum riskini en az düzeye indirdiği bildirilmiştir. Köğeğinizde sütrivit taşı teşhis edilmişse; günlük yemesi gereken mama miktarını eğer mümkünse çok sayıda öğüne bölerek vermeniz, sütrivit kristalleri ve taş oluşumu riskini en az düzeye indirecektir. Evcil hayvanınızın sık idrar yapması, idrar taşlarının oluşum riskini azaltır. Bu nedenle köpeğinizle düzenli yürüyüşlere çıkmanız, kedinizin ise kumunu sık sık değiştirmeniz önem taşır.
Kedi ve Köpeklerde Kalsiyum Oksalat Taşları
Son zamanlarda özellikle kedilerde sütrivit taşlarının görülme sıklığında azalma, buna karşın kalsiyum oksalat taşı olgularında ise artış gözlenmiştir. Sütrivit kristallerinin oluşumunu önlemek amacıyla hazırlanmış mamaların kedi ve köpeklere uygunsuz bir şekilde verilmesi, kalsiyum oksalat taşlarının oluşumuyla sonuçlanmaktadır. Evcil hayvanlara aşırı miktarlarda C vitamini verilmesi de nedenler arasındadır. Ayrıca, mamanın mağnezyum, kalsiyum, sodyum, vitamin B6 ve vitamin D düzeylerinin uygun olmaması da hastalığın oluşumda rol oynamaktadır. Bu tip ürolitiyaziste; kedi ve köpeklerin idrarı konsantre ve asit karekterdedir. Bu konuda yapılan bilimsel araştırmalar; idrardaki magnezyum düzeyi arttığında, kalsiyum okzalat kristallerinin oluşumunda azalma olduğunu göstermiştir.
Kalsiyum Oksalat Taşlarının Oluşumunun Önlenmesi
Kalsiyum okzalat taşlarının ilaçla tedavisi veya beslenmeyi düzenleyerek çözündürülme imkanı henüz bulunamamıştır. Bu yüzden taşların operasyonla uzaklaştırılmasından sonra, tekrar taş oluşumunu önlemek için evcil hayvanların beslenmesine dikkat edilmelidir. Evcil hayvanınız için doğru bir mama seçimi yapmınız durumunda okzalat taşlarının oluşumunu önlemiş olursunuz. Protein, kalsiyum, okzalat ve sodyumu sınırlandırılmış, fosfor, magnezyum, C ve D vitaminlerini normal düzeyde içeren mamalar kalsiyum olsalat taşlarının oluşumunun önüne geçer. Evcil hayvanınızın beslenmesinde tüm bu özelliklerin yanı sıra idrar hacmini artırarak taş oluşumunu önleyen sindirilebilirliği yüksek kaliteli bir mamayı kullanmanız önem taşır.
Prof. Dr. Gülay Deniz
Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi
Hayvan Besleme ve Beslenme Hastalıkları Anabilim Dalı