Kedi ve Köpeklerde Sindirim Sistemi (Gastro-İntestinal Sistem) Hastalıkları
Kedi ve köpeklerde sindirim sistemine ilişkin hastalıklar, bir grup hastalığın bileşimi şeklinde seyreder ve birbirinden bağımsız birçok neden hastalıkların oluşumunda rol oynar. Bu nedenle, veteriner hekimler mesleki becerilerine rağmen sindirim sistemi hastalıklarının teşhis ve tedavisinde kimi zaman zorluk yaşayabilmektedir. Sindirim sistemi hastalıkları, pet klinik yapan veteriner hekimlerin teşhis için karşılıklı fikir alışverişine en çok ihtiyaç duydukları klinik olgulardır. Nedeni ne olursa olsun, çoğunlukla ishal veya yumuşak dışkı, kusma, iştahsızlık, gaz oluşumu, kabızlık gibi klinik belirtiler gözlenebilir. Karakteristik olmayan bu belirtiler; sindirim sistemi üzerine yoğunlaşılmasına işaret ederken, vücuttaki diğer sistemlerin hastalıklarında da şekillenebilir, bazen de sindirim sistemi hastalıklarının tamamında görülmeyebilir. Sindirm sistemine ilişkin hastalıklar; kedinize ya da köpeğinize verdiğiniz mamaların sağlıklı bir şekilde sindirilmesini ve bağırsaklardan emilmesini engellemek suretiyle besin maddesi yetersizliklerine neden olurlar. İshal ve kusma özellikle de şiddetli ise, vucuttan ciddi düzeyde su ve elektrolit (sodyum, potasyum, klorid, bikarbonat) kaybına neden olarak evcil hayvanınızda hayati tehlike yaratabilir. Şayet evcil hayvanınızda bu belirtilerden herhangi birini fark ederseniz, mutlaka veteriner hekiminize danışmanız gerekir. Sindirim sistemi hastalıklarının birçok nedeni vardır. Kedi ya da köpeğinizin gıda niteliğinde olmayan maddeleri ya da bozuk gıdaları tüketmesinden tutun da, çeşitli gıdalara karşı hassasiyet, sindirim enzimlerinin eksikliği, stres ve enfeksiyonlar bu nedenler arasında sayılabilir. Beslenmeye bağlı sindirim sistemi hastalıklarından en önemlileri; ince bağırsaklarda aşırı bakteri çoğalması, ekzokrin pankreas yetmezliği, yangısal bağırsak hastalığı, kusma, ishal, kabızlık, gastrik dilatasyon ve volvulus, gaz oluşumu, (mide genişlemesi ve dönmesi) ve kaprofajidir (dışkısını yeme).
Kedi ve köpeklerde beslenmeye dayalı sindirim sistemi hastalıklarını kontrol altına alabilmek için, tercih ettiğiniz mamada dikkat etmeniz gereken noktalar vardır. Bunlar; mamadaki protein kaynakları, karbonhidrat kaynakları, yağların miktarı ve çeşidi, liflerin miktarı ve çeşidi, diğer önemli nokta ise mamanın sindirilebilirliğidir.
Mamadaki Protein Kaynakları:
Egzokrin pankreas yetmezliği ve ince bağırsaklarda aşırı bakteri çoğalması gibi sindirim sistemi hastalıklarında, evcil hayvanlarda proteinlerin sindirimi ve emilimi olumsuz yönde etkilenmektedir. Uzun süre devam eden olgular, protein eksikliğine yol açarak özellikle yavru kedi ve köpeklerde çeşitli sağlık sorunlarına yol açmaktadır. Bunlar; büyümenin gerilemesi, anemi, kilo kaybı, iskelet kaslarında zayıflık, donuk ve dağınık görünümlü tüyler, iştahsızlık, üreme sorunları, bağışıklık sisteminin zayıflaması ve hastalıkların tedavisine uygun şekilde cevap alınamaması gibi sorunlardır. Bu yüzden, evcil hayvanınıza verdiğiniz mamalarda, esansiyel aminoasitlerin tümünü doğru oranlarda içeren kaliteli protein kaynakları kullanılmış olmalıdır. Sindirim sistemi hastalıklarında; proteinler ince bağırsaklarda tamamen sindirilmeyip kalın bağırsaklara geçerek amonyak ve gaz çıkışına neden olur. Bu durum, kalın bağırsak mikroflorasında değişikliğe yol açar ve sonuçta ishal tablosu şekillenir. Bu nedenle, sindirim sistemi hastalıklarında kedi ve köpeklere verilen mamaların içeriğindeki proteinlerin sindirilebilirliği oldukça yüksek olmalıdır.
Mamadaki Karbonhidrat Kaynakları:
Proteinlerde olduğu gibi, mamalarda kolay sindirilebilir karbonhidrat kaynaklarının kullanılması, kedi ve köpeklerin sindirim sistemi hastalıklarının kontrolünde oldukça önemlidir. İrlanda seteri gibi bazı köpek ırklarında glütene karşı duyarlılıktan kaynaklanan sindirim sistemi bozuklukları ile sık karşılaşılmaktadır. Böyle durumlarda, mamada pirinç gibi glüten içermeyen karbonhidrat kaynakları kullanılmalıdır. Buna karşın, buğday, yulaf ve arpa gibi tahıllar glüten içerirler ve bu tür olgularda mamada yer almamalıdır. Diğer glüten içermeyen karbonhidrat kaynakları ise patates, tapyoka ve mısırdır. Patates ve tapyokadaki nişastanın sindirilebilirliği pirince göre daha düşüktür.
Mamadaki Yağların Miktarı ve Çeşidi:
Kedi ve köpeklerde sindirim sistemi hastalıklarında, yağ düzeyi düşük olan mamalar tercih edilmelidir. Özellikle, ekzokrin pankreas yetmezliği gözlenen hayvanlarda yüksek yağ tüketimi oldukça sakıncalıdır. Çünkü, bu hastalık tablosunda yağların sindirimi ve emiliminde aksamalar meydana gelir. İnce bağırsaklardan emilemeyen yağlar, bakteriler tarafından hidroksi yağ asitlerine dönüştürülürler ve bakteri sayısında aşırı artışa yol açarlar. Bu durum kedi ve köpeklerde ishal tablosu ile sonuçlanır. Sindirim sistemi hastalıklarında, evcil hayvanınıza % 11-15 arasında yağ içeren bir mamanın verilmesi doğru bir yaklaşımdır. Son yapılan çalışmalar, omega-3 yağ asitlerinin, yangısal bağırsak hastalıklarının kontrolünde önemli bir rol oynadığını göstermiştir. Ayrıca, mamanın omega-6:omega-3 yağ asidi oranının 5:1-10:1 arasında olması tavsiye edilmiştir. Bu doğrultuda formüle edilen mamaların, kedi ve köpeklerde sindirim sistemi hastalıklarının tedavi sürecini pozitif yönde etkilediği saptanmıştır.
Mamadaki Liflerin Miktarı ve Çeşidi:
Diyette bulunan lifler, kedi ve köpeklerde bulunan enzimlerce sindirilmeyen bir grup yapısal karbonhidrat ve lignini içermektedir. En önemli lif kaynakları; selüloz, hemiseluloz, lignin, pektin ve müsilajdır. Buna ek olarak fruktooligosakkaritler (FOS) de lif sınıfına dahil edilmektedir, çünkü gastrointestinal kanalda lif gibi davranırlar ve enzimler tarafından sindirilmezler. Liflerin kedi ve köpeklerde sindirim sistemdeki etkileri günümüzde net olarak bilinmektedir. Bağırsaklarda değişik lif türleri değişik fonksiyonlara sahiptir. Mamadaki lif türü en az lif miktarı kadar önemlidir. Hem kedi hem de köpeklerin kalın bağırsaklarında aktif bir mikroflora vardır ve bu sayade mamadaki lifi fermente edebilirler. Fermantasyon derecesi lifin bağırsaklarda kalış süresine ve lifin türüne bağlıdır. Örneğin; selüloz, kedi ve köpeklerin bağırsaklarında hemen hemen hiç fermente olmaz. Pektin ise mikroflora tarafından hızlı bir şekilde fermente edilmektedir. Pirinç kepeği ve pancar posası ise orta seviyede fermente edilmektedir. Fermentasyon sonucunda açığa çıkan en önemli ürün, kısa zincirli yağ asitleridir. Bu bileşenler; asetik, bütirik ve propiyonilk asitten oluşmaktadır. Kısa zincirli yağ asitleri, bağırsakta asidik bir ortama yol açarak zararlı mikroorganizmaların çoğalmasını önlerler. Bu şekilde, bağırsak sağlığının korunmasında ve besin maddelerinin etkili bir şekilde sindirilip vücuda emilmesinde önem taşırlar. Son yıllarda, FOS’ların sindirim sisteminin sağlığını desteklediği gösterilmiştir. FOS’lar, bağırsaklarda yararlı mikroorganizmalar tarafından besin kaynağı olarak kullanılmaktadır. İnce bağırsaklarda bakteri artışı gözlenen köpekler, 45 gün boyunca % 1 oranında FOS içeren mamalar ile beslendiklerinde, bağırsak sıvılarında daha az zararlı bakteri olduğu gözlenmiştir. Sindirim sistemi hastalıklarında mamadaki lif oranı % 3-7 arasında olmalıdır.
Mamanın Sindirilebilirliği:
Sindirim sistemi hastalıklarında, evcil hayvanınıza verdiğiniz mamalar yüksek sindirilebilirliğe sahip olacak şekilde formüle edilmiş olmalıdır. Mamadaki besin maddeleri ince bağırsaklarda etkili bir şekilde sindirilip emilirse, bağırsakların geri kalan bölümlerinin dinlenmesine fırsat verilmiş olur. Ayrıca, kalın bağırsağa sindirilmemiş besin maddelerinin geçişi minimum seviyede tutulmuş olur. Yüksek sindirilebilirliğe sahip mamaların sindiriminde daha az mide, pankreas, bağırsak ve safra salgısına ihtiyaç duyulur.
Sonuç olarak kedi ve köpeklerin sindirim sistemi hastalıklarında; sindirilebilirliği yüksek, kaliteli protein ve karbonhidrat kaynaklarını içeren, düşük yağ içeriğine sahip, omega-6:omega-3 yağ asitleri oranı dengelenmiş, hem yeterli düzeyde fermente olabilir hem de fermente olmayan lifleri içeren kaliteli mamalar kullanılmalıdır.
Bu yazıda, sindirim sistemi hastalıkları ve bu hastalıkların kontrolünde beslenme açısından dikkat edilmesi gereken ortak stratejiler üzerinde durulmuştur. Konu çok geniş kapsamlı olduğu için, yazı dizisi şeklinde her ay sindirim sistemini ilgilendiren hastalıklarından birisi ele alınarak, o hastalığa özgü beslenme yönetimi detaylı olarak irdelenecektir.
Prof. Dr. Gülay Deniz
Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi
Hayvan Besleme ve Beslenme Hastalıkları Anabilim Dalı